SUNGURLU'NUN DEĞİŞMEYEN KADERİ!...
SUNGURLU - Sungurlu'da yıllardır aynı cümleyi kurup duruyoruz: 'Bu sefer oldu… Bu kez gerçekten olacak.' Ama olmuyor. Ne yazık ki Sungurlu, her seferinde tam adım atacakken bir bahaneye takılıyor ve yine yerinde sayıyor.
Kimi zaman siyasi çekişmeler, kimi zaman beceriksiz yöneticiler, çoğu zaman da bir araya gelemeyen bir şehir… Sonuç hep aynı: Kaçırılan fırsatlar, heba edilen zaman.
Savunma sanayi yatırımları ilçeye geldiğinde hepimiz umutlandık. “Tamam” dedik, “artık Sungurlu’nun önü açıldı.” Ama yine bildik tabloyla karşı karşıyayız. Okyanusu geçip derede boğulan bir Sungurlu gerçeği…
Organize Sanayi Bölgesi’ne milyar dolarlık yatırımlar yapıldı. İhracat rekorları kıran firmalar var. Peki biz ne yaptık? Ne yolunu doğru düzgün götürebildik, ne suyunu. Bu yatırımlar başka bir şehirde olsaydı bugün bambaşka bir tablo konuşuyor olurduk, buna kimsenin şüphesi olmasın.
Bir yıldan fazla süre OSB’nin yönetimi oluşturulamadı. Bu bile başlı başına bir kayıp. Yönetim nihayet kuruldu ama bu kez de toplantılar OSB’de yapılmıyor. Zaten OSB’nin ne bir binası var ne de bir müdürlüğü. Sorunları yerinde görmek yerine, masa başında alınan kararlarla çözüm üretmeye çalışıyoruz. Sonra da neden ilerleyemiyoruz diye soruyoruz. Yatırımcılar fabrika kurmak için yer talep ediyor, ama biz veremiyoruz. Mevcut firmalara da sahip çıkamıyoruz.
OSB böyleyse, şehir merkezi farklı mı? Değil. Kamu yatırımları, projeler, vaatler… Hepsi bir noktada takılıp kalıyor. Sanayi büyürken kentin de büyümesi gerekirken, görünmez bir el sanki Sungurlu’yu sürekli durduruyor.
Her şeyi belediyeden beklemek doğru değil. Ama ilçenin sorunlarını takip eden, yön veren bir “üst akıl” olduğu düşüncesi de ne yazık ki bir masaldan ibaret. Yok öyle bir mekanizma. Bunun en net örneği, yıllardır çözülemeyen ve yılan hikâyesine dönen dere ıslahı projeleri değil mi? En küçük köyde bile dereler ıslah edilirken, onu da bırakın Türkiye’nin en büyük nehri Kızılırmak bile ıslah edildi.
Sungurlu’nun sorunu birlik olamamak, karar alamamak ve sorumluluk üstlenememek. Değişmeyen kader de tam olarak burada başlıyor.