KONUŞURKEN DEŞİFRE OLMAK
Yakup Aksungur

Yakup Aksungur

SORU-YORUM

KONUŞURKEN DEŞİFRE OLMAK

20 Temmuz 2020 - 12:34

Ahlâk Arapça’dan dilimize geçmiş bir kelimedir. Bununla birlikte edep ve adap kelimeleri de dilimize yine bu dilden geçmiştir. Toplumların inançlarının günlük konuşmalarına, ilmi ve bilimsel çalışmalarına hatta örf ve adetlerine bile tesir ettiğini bilmeyen ve kabul etmeyen hiçbir düşünür neredeyse yoktur. Türklerin İslamiyet’i din olarak kabul etmelerinden itibaren yaşamları üzerinde İslam hemen etkisini göstermeye başlamıştır. Bu etki alanlarından biri de ahlaki alandır.

İslâmî literatürde edep terimi ilk dönemlerden itibaren özel davranış alanları hakkında kullanılırken ahlâk ise, tutum ve davranışların kaynağı mahiyetindeki ruhî ve mânevî melekeleri, insanın ruhî kemalini sağlamaya yönelik bilgi ve düşünce alanını ifade etmiştir. Neredeyse bütün müslümanların üzerinde düşünceleri ile tesir etmiş büyük alim İmam-ı Gazali’nin tarifi de şöyledir: “Ahlâk insan nefsinde yerleşen öyle bir melekedir ki, davranışlar hiçbir zorlama olmaksızın bu meleke sayesinde kolaylıkla ortaya çıkar.

Türk tarihi, baştanbaşa, ahlaki faziletlerin sergisidir. Türklerin, mağlup milletlere milli ve dini varlıklarını kişisel ve içtimai alanda yaşamalarına izin vermesi, her türlü takdirin üstündedir. Eğer Türler ahlaksız bir millet olmuş olsalardı bugün ne Avrupa’da ve ne de Ortadoğu’da Türkçeden başka dil, Türk’ten başka ırk ve kültür olarak da Türk’ün yaşam biçiminden başka yaşam biçimi kalmazdı. Yüce bir ahlakın sahibi Türkler müslüman olmadan önce de ahlaklı bir millet idi. İslam’ı kabul edip müslüman olunca “Sizin en hayırlınız ahlakı en güzel olanınızdır” diyen peygamberimize uyarak, Kuran ve sünnet çizgisinde her şeyin ahlaki mahiyetini belirleyen bir inançtan beslenerek ahlaki güzelliklerini daha da geliştirdiler.

Türker’de her şeyin ahlakı vardır. Vatani ahlak, mesleki ahlak, aile ahlakı, cinsi ahlak, medeni ahlak, şahsi ahlak, milletlerarası ahlak, siyasi ahlak vb. Bu ahlakların kaynağı kadim Türk töresi ve yüce dinimiz İslam’dır. Her ahlakın kendi içinde fazilet noktaları ve rezilet noktaları mevcuttur. Bu konuda yazılmış birçok ilmi eser mevcuttur.

Üzülerek ifade edelim ki bu gün ahlaki anlamda çöküşün belki de zirvesine doğru tırmanan bir dünya var. Yüce Türk milleti bu çöküşe direnmeye çalışsa da maalesef içimizde bazıları bu akıntıya kapılmış ve ahlaki çöküntünün dibini görmek üzere ahlaksızlık ovalarında gezinmektedir. Televizyonlardan ve internetten namusunu teşhir edenler, en özelini paylaşanlar, başkalarının özellerini kurcalayanlar, elinde kamera onu bunu gizli gizli kaydedenler vs vs ortaya çıkalı epey olmuştu. Lakin son dönemlerde artık saygı sınırı o kadar aşıldı ki birine hakaret etmek neredeyse takdir görür oldu. Bu zafiyet siyaset alanında da kendini hayli ciddi anlamda gösterir oldu. Bir kişinin güzelliği ya da çirkinliği veya hanımının görüntüsü üzerinden siyaset yapılır hale gelindi. Hatta o kadar ki çocuk sahibi olan siyasilere neredeyse namus iftirası atılacak kadar ileri gidildi. Hâlbuki siyaset yapanlar halkı kucaklayıcı ve bütünleştirici bir dil kullanmak zorundadırlar. Siyasetçinin dili o kadar ileri giderse ve siyasetçi ahlaki davranışları hiçe sayarsa kaçınılmaz olarak bu tabanına yansıyacak ve toplumda da ahlaki yozlaşma meydana gelecektir.

Lokman hekimin teni simsiyah (zenci) ve dudakları da oldukça kalın biri olduğu söylenir. Demek ki günümüzdeki bazı siyasiler veya bazı azgın azınlık mensubu kişiler yani bizden görünen ama bizden olmayanlarımız, bugün lokman hekim aramızda olsa ona gitmek istemeyecekler. Sebebi ise görünüşü hoşlarına gitmediği için…

Halk arasında anlatılan bir kıssa vardır:

 Bir kişi görünüşü ve rengi hoşuna gitmeyen bir adama aşağılayıcı tarzda bakış atar. Adam da sorar ona;

-Ne oldu, boyayı mı beğenmedin boyacıyı mı?

Şimdi soruyoruz o alçakça lafları edenlere;

Ne oldu insanı mı beğenmediniz insanı yaratan ustasını mı? Derdiniz kiminle?..

Ey alçaklar, şunu bilin ki nice ahlaksızları tarihin çöplüğüne gömmüş bu millet, silah alıp karşınıza çıkmaz amma ilk seçimde sandığı kafanıza vurur. Çünkü bu millet ahlaksızı ve ahlaksızlığı asla içinde barındırmaz ve asla onu toplumun önderi yapmaz…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar